Afyonkarahisar Anadolu Öğretmen Lisesi

Anasayfa Tüm Haberler Mısra Kardelen Rehberlik Tanıtım Filmi İletişim
  Arama :

 

Menü
» BAŞÖĞRETMEN
Başöğretmen Atatürk
» İNSAN KAYNAKLARI
İdare
Öğretmenler
Kütüphane Memuru
Veri H. ve K. İşletmenleri
Aşçı
Hizmetliler
Şoför
Temizlik İş.
» OKULUMUZ
Tanıtım
Vizyonumuz
Misyonumuz
Pansiyonumuz
Öğrenci Kıyafetleri
Kütüphanemiz
Hizmet Std. Envanteri

Öğretmen Ders Prog.
Öğretmenlerin haftalık ders programları.

Sınıf Öğretmenleri
Haftalık Yemek Listesi

Zaman Çizelgesi
Ders ve etüd giriş çıkış saatleri.

Haf. Yemek Listesi
Haftalık Yemek Listesi

Okul Dostu Kurum
15.10.2010 tarihinden itibaren okul dostu kurum.

Istatistikler
Site Hitleri
Bugün : 409
Dün : 247
Toplam : 527228

 Rehberlik Etkinlikleri

 

Sayın  veli,    

Sınava hazırlanan bir öğrencinin anne ve babasına önemli görevler düşmektedir. Anne ve babaya düşen önemli görevler, ailenin bütçesinin sınırlarını zorlayarak çocuğuna en iyi eğitim imkânlarını sunmak ve ona uygun çalışma şartlarını hazırlamakla sınırlı değildir. Çocuğun duygusal sorunlarına da yaklaşımlar çok daha önemlidir. Sınava hazırlık sürecinde öğrencilerde görülen en büyük duygusal sorun sınav kaygısıdır.

    Sınavlara hazırlanan bir öğrencinin yaşadığı kaygının iki sebebi vardır. Birinci sebep tümüyle gerçek ve akılcı bir temele dayanır. Sonuçları hayatın akışını etkileyecek büyük bir yarışta yer alacak olmaktan kaygı duymak,doğal ve yerinde bir durumdur. Ancak ikinci sebep, birinci gibi gerçek ve akılcı bir temele dayanmaz. 'Anneme -babama ne diyeceğim?",”akrabalarımın önüne nasıl çıkacağım?', "Tanıdıklarıma karşı mahcup olacağım...”   gibi düşünceler sınavlara hazırlanan öğrencinin kaygısını yükseltir.

    Her konuda olduğu gibi sınavlarda başarı içinde   belirli bir düzeyde kaygıya gerek vardır. Üniversite giriş sınavlarına hazırlanan bir genç ,çok ender rastlanabilecek çok az sayıda kişi hariç, öğrenme ve başarı için gerekli olan düzeyde kaygıya sahiptir. öğrenmeyi, akıl yürütmeyi ve sınav başarısını olumsuz yönde etkileyen,temelinde öğrencinin kendine güvensizliği yatan yüksek kaygıdır. Gencin kendisine güvensizliği ise önemli ölçüde anne ve babasının bilerek veya bilmeyerek uyguladığı eğitim ve yaklaşımların sonucudur.

    Anne-babanın çok küçük yaştan başlayan yüksek başarı beklentisi, çocuğun hatalarını düzeltmek için onu eleştirmek, çocuğun dayak, hırpalama gibi cezalarla eğitilmesi, yargı ifadesi taşıyan olumsuz sıfatlarla nitelenerek (haylaz, tembel, sorumsuz, dağınık, pısırık, yavaş v.b...) çocuğun kendine olan güvenini zayıflatır. Bunun sonucu ortaya çıkan kaygı, başarıya olumlu katkısı olmayan kaygıdır ve bununla başa çıkmak çok zordur.   

ÇOCUĞUNUZUN KAYGISINI ARTTIRMAYIN

         Çocukların sınavlara hazırlandıkları sırada anne-babalara düşen en önemli görev, çocuklarının çalışma isteğini arttırmak ve onu çalışmaya teşvik etmek için kaygı yükseltici yaklaşım ve tutumlardan kaçınmaktır. "Bu kadar çalışmayla kazanamazsın.  “Bu kafayla gidersen zor kazanırsın. .", "Amcanın oğlu falanca yeri kazandı  bakalım sen ne yapacaksın...", "Teyzenin kızı tıbbı kazandı çalımından, havasından yanına varılmıyor, aman bizi mahcup etme..." türünden yaklaşımlar genci çalışmaya teşvik etmez tam tersine, yükselen kaygı sebebiyle onu adeta "kıpırdayamaz" duruma getirir.

 ÇOCUĞUNUZUN SINIRLARINI ZORLAMAYIN

    Kendi özlemlerinizle çocuğunuzun sınırları arasında gerçekçi bir denge kurun. Çocuğunuz girebilse fen lisesinde okuyabilirdi veya kazanabilse tıp fakültesini bitirerek iyi bir doktor olabilir. Ancak çocuğunuzun kapasitesi binlerce kişi arasından sıyrılarak bu yerlere ulaşmaya yeterli olmayabilir. Bu iki durumu birbirinden ayırın ve içinizden veya yüksek sesle çocuğunuzun "beceriksiz" olduğunu düşünmeyin. Çünkü bu düşüncenizi nasıl olsa hisseder veya duyar. Çocuğunuzun sınırlarını anlayabilmek için bir uzmanın görüşüne başvurabileceğiniz gibi, bu konuda kendiniz de gerçeğe çok yakın tahminde bulunabilir­siniz. Bunun için kullanacağınız ölçüt, çocuğunuzun okul hayatında ve okul dışı faaliyetlerinde göstermiş olduğu başarı seviyesidir.

    Çocuğunuz sınıfında ders başarısı açısından ön sıralarda yer alan, sosyal faaliyetlerinde girişken ve liderlik özelliği olan, belirli bir ders veya alandaki başarısı öğretmenlerinin veya çevresindekilerin takdirini kazanan biriyse ne mutlu size. Bu takdirde çocuğunuzla ilgili beklentilerinizi yüksek tutmakta gerçekçi sebepleriniz var demektir.

      Eğer çocuğunuz sınıflarını "ancak" geçebildiyse, sınıfını geçerken çeşitli yardımlara ihtiyaç duyduysa, öğretmenleri kendisini, "biliyor ama bildiğini ortaya koyamıyor", veya "Çalışsa yapar, ancak çalışmıyor" diye değerlendirdilerse okul dışı hayatında dikkat çekecek hiçbir özel başarı göstermediyse, çocuğunuzun uyumlu bir insan olması ve meslek hayatında başarı göstermesi yine de mümkündür. Ancak okul veya üniversite seçiminde beklentilerinizi çok yüksek tutmamanızda yarar vardır.

SINAVDA BAŞARILI OLAMAZSA YAŞAYACAĞINI BİR CEZA GİBİ GÖSTERMEYİN

      Bir düşünür "Hayat büyük olayları beklerken arada geçen zamandır" demiş. Bu sözden bir pişmanlık payı çıkarmak da mümkündür. Hayatı bir süreç gibi değil de , bir durum gibi görürseniz, önünüzdeki  ayların önemini abartırsınız.

      Çocuğunuz istediğiniz veya kendi istediği okulun veya üniversitenin sınavlarında başarılı olamazsa, gideceği okulu bir ceza gibi göstermeyin. Çünkü gerçekten kazanamadığı takdirde alacağı eğitim, hayatı açısından -yine de- büyük önem taşır. Bu eğitimi alabilmesi ve yararlanması ancak okulunu ve eğitimini sevmesiyle mümkündür. "...eğer kazanamazsan, falan okula gidersin" veya "...Eğer... fakültesine giremezsen, filan fakülteye girer ancak filan olursun" gibi sözler onun gideceği okulu, yapacağı işi sevmesine imkan bırakmaz. Bu tür yaklaşımlar çocuğun hayatı ve kendisini sevmesini de engeller ve kendisine olan güvenini temelden sarsar.

KENDİNİZE  "HAYATIN AMACININ NE OLDUĞUNU”  SORUN

      Hayatin amacı kendine yeten bir insan olarak  yaşadığından memnun olmak ve bu memnuniyeti yakın çevredeki insanlarla da paylaşabilmektir. Sınavda başarılı olmak,diploma sahibi olmak bu temel amaca yönelik araçlardır."Okumak","Yüksek öğrenim görmek" hayatın seçeneklerinden biridir.

          Neyse ki, hayatın seçenekleri bu kadar sınırlı değildir. Eğer amaç para kazanmaksa mutlaka falan okula gitmeden veya filan üniversiteyi bitirmeden de bunu sağlamak mümkündür.

           Eğer amaç hayattan alınan zevki arttırmaksa, müzik ve sanat bu zevki ve coşkuyu insanlara dolu dolu yaşatabilir. Bütün bu sebeplerden ötürü hayatı bir tek seçeneğe "falan okulun giriş sınavını kazanmaya" indirgemek konuyu bir "ölüm-kalım' olayı durumuna getirir. Bu da hem ailenin, hem de çocuğun kaygısını yükseltir, başarısını tehdit eder.

Anne-baba olarak görevinizin çocuğunuza iyi bir eğitim vermek olduğu kadar, ona hayatı sevdirmek ve yaşama sevincini aşılamak olduğunu göz ardı etmeyin. 

BİRBİRİNİZE BAĞLILIĞIN AMAÇ, SINAVIN ARAÇ OLDUĞUNU  UNUTMAYIN

     Ders çalışmak ve sınav kazanmak uğruna çocuğunuzla olan yakınlığınızı tehlikeye atmayın. Önündeki sınavda başarılı olsa da, olmasa da önemli olan çocuğunuzla aranızdaki sıcaklığın tehdit edilmemesidir. Çocuğun sınavda başarılı olması uğruna yapılan mücadele bazen ailey1e çocuk arasına soğukluk girmesine ve duygusal açıdan uzaklaşmaya sebep olmaktadır.

     Eğer çocuğunuzla ilişkiniz genel olarak iyi ve yumuşak ise, belirli miktarda "çalış" uyarısı ve çalışma şartlarının hazır edilmesi biraz sıkıcı gelse de, çocuğunuza sorumluluğunu hatırlatacaktır. Kaç yaşında olursa olsun birçok kişinin çalışmaya başlamak için bu tür bir uyarıya ihtiyaç duyduğu bilinir.

      Ancak çocuğunuzla ilişkiniz iyi gibi gözükse de sık sık sertleşiyorsa o zaman "çalış" uyarıları aranızdaki gerginliğin dozunu arttırmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Böy1ece birbirinize kızmak için özel bir sebebe ihtiyacınız kalmayacak, eğitim ve diplomadan daha önemli bir şey çocuğunuzla aranızdaki sıcaklık bütünüyle kaybolacaktır. 

SONUÇ OLARAK ÖZETLERSEK

* Sınavda başarılı olmak için belirli düzeyde kaygıya gerek vardır. Sınava hazırlanan bir öğrenci gerekli düzeyde bir kaygıya mutlaka sahiptir. Anne-babanın çocuğunu teşvik için  kaygısını arttırması, beklenenin tam aksine sonuç verir. 

* Ailenin küçük yaştan başlayarak çocuktan yüksek başarı beklemesi, eleştirmesi, yargı ifadesi taşıyan sıfatlarla nitelemesi ve cezalandırması çocuğun kendine olan güvenini sarsar ve kaygı düzeyini yükseltir. Kaygı düzeyi yüksek çocukların geçmişinde mutlaka bu özellikler vardır. 

* Anne-babanın kendi özlemleriyle çocuklarının sınırları arasında gerçekçi bir denge kurmalarında yarar vardır. 

* Çocuğun geçmiş okul hayatında ve okul dışı faaliyet1erinde göstermiş olduğu başarı onun sınırlarını ve gelecek performansını tahmin etmek için genel bir ölçü olarak kullanılabilir.

* Çocuğunuz sınavda başarılı olamazsa, gideceği okulu ona bir ceza gibi göstermeyin. Çünkü istediğiniz okulu kazanamazsa, böyle bir durumda gideceği okulu sevmesine ve başarılı olmasına imkan kalmaz. 

*  "Sınavı kazanma" nın hayatın "tek" ve "kesin" aracı olduğunu düşün­meyin.

 *  "Ders çalışmak" ve "sınav kazanmak" uğruna çocuğunuzla olan yakınlığınızı tehlikeye atmayın. Aranızdaki sıcaklığın hayat boyu devam etmesi her şeyden önemlidir.

 * Sizin hayat görüşünüz ve yolunuz çocuğunuza çizmeye çalıştığınız gibi mi? Değilse, çocuğunuzun sizi örnek aldığını düşünün ve ona karşı daha yumuşak olun.

 Siz okuyan bir insan olduğunuz halde, çocuğunuz okumak istemiyor veya başarısız oluyorsa, bunun tercihi olduğunu kabullenin. Bu noktada olgun insanın tanımını hatırlayın; "Olgun insan sonucunu değiştiremeyeceği olayları kabul eder."

Unutmayın ki,  kendi varlıklarından memnun olanlar, iyi sonuçlar yaratırlar.  Sizin ailenizin, bu toplumun ferdi olmaktan   mutlu bir bireyin iletişim kanalları her zaman açık olacaktır.Hayatta uyumu, doyumu ve başarıyı her zaman yakalayacaktır.

Sınav kaygısı üzerinde sınav günü etkisini de arttırmamaya özen göstermek gereklidir. Özel sınav kalemi alınması, mahallede herkesin eli öptürülerek ve arkasından su dökülerek sınava gönderilmesi, bütün aile ve akraba çevresinin sınav merkezine gitmesi , sınav var nedeniyle ailede olağanüstü hal ilan edilmesi,evde her şeyin anormal bir hal alması yine sınav günü kaygısı olarak karşımıza çıkmaktadır.

ÇOCUKLARIMIZIN   YOLLARININ  AÇIK  OLMASI DİLEĞİYLE...

Murat KARADUMAN
Psikolojik Danışman
 
         

 

 Atatürk Köşesi

 MEB Haberleri

 MEM Haberleri

 Hava Durumu
5 günlük ayrıntılı tahmin için tıklayınız.

 F Klavye Kullanımı
Ders ve etüd giriş çıkış saatleri.


En iyi Microsoft Internet Explorer 7.0+ tarayıcı ve 1024x768+ çözünürlükte görünür.

Tüm hakları Afyonkarahisar Anadolu Öğretmen Lisesi'ne aittir.
© 2004 - 2012